Gerçekçi olmak gerekirse zaten daha iyi bir hayat için okumaktan başka şansları da yoktu. Çok da malı mülkü olmayan, aynı evde ikişer üçer aileyi barındıran, onlarca kişinin iç içe dayanışmayla yaşadığı bir topluluğun çocuklarıydılar… 

1950’ler genç Cumhuriyetin, ilk kuşağını yetiştirerek cehalete karşı savaşında, sonradan kaybedeceği önemli cepheler kazandığı zamanlardı. Bu savaşın piyadeleri genç idealist öğretmenler, Anadolu’nun bilgiye susamış topraklarına bir bahar yağmuru gibi yağıyordu. Hitit güneşinin parladığı, medeniyetin kök saldığı topraklardan Avanos da bu yağmurdan payına düşeni keyifle kendine yediriyor; bunun hakkını da layıkıyla vererek yetiştirdiği asmaları daha da büyüsünler, verimli güzel üzümler versinler diye; bir teşekkür ve umut ile başkente, Cumhuriyet’in kalbine emanet gönderiyordu.

Gönderiyordu göndermesine ama devletin kaynakları o zamanlar her şeye yetemiyordu. Özellikle üniversite okuma oranının artması öğrenciler için konaklama sorununu gündeme getirmişti. Bunun için dayanışma kültürü yüzyıllardır var olan toplumda hısım akraba kavramına bir de hemşerilik ekleniyor ve insanlar gurbet diye adlandırdıkları kendi ülkelerinde birbirine tutunarak ayakta kalmaya çalışıyordu. Önce tabii ki akraba evleri vardı; yetmedi hemşeri evleri… Derken geriden gelmesi beklenen hevesli gençlere de bakınca; o zamanın Ankara kültürünü almış okumuş Avanosluları bu işe bir çözüm bulmanın gereğini fark ederek kolları sıvadılar.

1956 yılında Avanoslu gençlerin konaklama sorununu çözebilmek için Anıttepe, Akdeniz caddesinde Anıtkabir’e komşu bir daire kiralanarak “Avanos Okutma ve Kalkındırma Derneği” kuruldu. Derneğin ana işlevi üniversite öğrencileri için konaklama ihtiyacının karşılanmasıydı.

Bu girişim oldukça ses getirdi Avanos’ta. Ne de olsa okumaya gönderdikleri guzularının (Avanos’ta anneler çocuklarına “guzum” diye seslenir) rahat edecekleri bir yer vardı artık. Şüphesi olanlar da rahatlamıştı; kafayı sokacak bir yer olduktan sonra karın nasıl olsa doyardı. Kim bilir, guzular artık rahat rahat okuyup büyük insan, belki yüksek memur olacaklardı. 

Gelgelelim dönemin ekonomik koşulları tüm vatandaşları oldukça zorluyordu. İyi niyetle bir araya gelmiş dernek kurucuları ve üyeleri her ne kadar düzenli aidat ödemeleri yapmaya çalışsalar da yaşanan aksamalara engel olunamıyordu. Bunun sonucu olarak kira ödemeleri zaman zaman aksayabiliyor ve yine orada konaklayan üniversite öğrencilerinin zorunlu giderleri için verilen harçlıklar düzenli yapılamayabiliyordu.

O ilkbahar, dernek yöneticileri bu problemi çözmek için bir karar aldı. Elele verilecek, para toplanacak ve bir şekilde dernek için daire satın alınacaktı. Derneğin kendisine ait bir mülkünün olması onları hem sabit bir gider olan kiradan kurtaracak hem de geleceğe sürdürülebilir bir yapı bırakılmasında önemli bir mihenk taşı olacaktı. 

O yaz, öğrencilerin evlerine dönmesi ile derneğin aldığı karar Avanos’ta duyuldu. İleri gelenler toplanıp bu duruma ilişkin ne yapabileceklerini konuştular. Tüm Anadolu kasabalarında olduğu onlar da gibi ekonomik olarak zor zamanlardan geçmekteydi. Ama “bir şeyler yapmak lazım” dediler ve Ankara’daki hısım, akraba, hemşerilerine; yani dernek yöneticilerine hem fikirlerini almak hem de son durumlarını sormak için haber gönderdiler. 

Gelen haberler sevindiriciydi: Ankara’daki Avanoslular biraz daha kalabalıklaşmış ve kendi aralarında para toplamaya başlamışlardı bile. Ne var ki toplayabildikleri para bir daire parasının ancak yarısına denk gelmekteydi. Geri gönderdikleri haberde kendi durumlarını da detaylıca açıklayarak Avanos’taki herkesten destek beklediklerini belirttiler. 

O zamanlar Avanos’ta para desteği sağlayabilecek hepi topu bir elin parmakları kadar aile vardı. Tabii ki onlar da kendi şartları çerçevesinde desteklerini sundular, fakat hala açık oldukça fazlaydı. Bu durum toplanabilen para ile birlikte tekrar Ankara’ya bildirildi. Günler sonra Ankara’dan herkesi bu işin içine katacak güzel bir öneri geldi: “Kim ne destek verebiliyorsa toplayalım ve sonrasında onları paraya dönüştürerek daire tutarını tamamlamaya çalışalım”. 

İşte o zaman, öncelikle o dernek binasını şimdiye kadar yurt olarak kullanan öğrenciler devreye girdi. Başta kendi aileleri olmak üzere gezmedik ev bırakmadılar, anlatmaktan usanmadılar. Para yoktu ki istesinler, ne verirseniz dediler. Kimisi dokuma halısı, kimisi minder, kimisi yolluk, kimi de örgü çorap ve patik verdi. Anadolu’nun el sanatları merkezinin en değerli ustaları da tabii ki en kaliteli çanak çömleklerini yapıp pişmesi için fırına sürdüler. 

Sonrasında toplanan malzemeler paraya çevrildi ve nihayetinde 1958 senesinde Maltepe Gençlik Caddesi, 33/1 adresindeki bodrum kat daire satın alındı. Artık bu daire dernek merkezi dolayısı ile de üniversite öğrencileri için yurt olarak kullanıma açıldı. Avanos’tan hemen hemen her hanenin katkısı ile toplumsal dayanışmanın somut bir ürünü olarak var olan bu daire, öyle bir yaşam alanına dönüşmüştür ki neredeyse her aileden bir kişiye başkentteki öğrenciliğinde yuva olmuş, memleket olmuştur. 

1958 yılından 1980 yılına kadar bu daire birçok Avanoslu üniversite öğrencisine yurt olduğu gibi, üniversite sınavına giriş dolayısıyla, işi dolayısıyla ya da hastaneye gönderilmesi sebebiyle Ankara’ya gelen hemşirelerine, gücünün ve kapasitesinin yettiğince ücretsiz bir misafirhane gibi de hizmet vermiştir.  12 Eylül 1980 askeri darbesiyle dernek dairelerinin yurt olarak kullanılmasının yasaklanmasının ardından kapatılmıştır. Dernek bir süre kapalı kalmış, sonrasında tekrar faaliyete geçirilerek 2000 yılına kadar aidatlar ve yapılan çeşitli etkinliklerden elde edilen gelirlerle, Avanos’tan okumaya gelen ihtiyaç sahibi üniversite öğrencilerine düzenli burslar vermiştir. 

2000 yılında ise Avanos Lise Yaptırma Derneği ile birlikte, Avanos Eğitim ve Kalkındırma Vakfı’nın kurulumuna destek vererek aktivitelerini devretmiştir. Bu yıldan itibaren üniversite öğrencilerine verilen burs işlemleri vakıf tarafından yürütülmeye başlanmıştır.

Bu yazı dernek adına vakıf kurulum çalışmaları için toplantıya giderken geçirdikleri trafik kazasında hayatını kaybeden Sayın Kenan Büken, Sayın Ali Karaosmanoğlu ve bu derneğin kurulumundan yaşatılmasına katkı sunan tüm Avanoslulara ithaf edilmiştir.

Derleyen: Recep Berktaş & Yazan : Erdost Onur Berktaş (01 Mayıs 2020)